Mardin Gezi Rehberi
Mardin Gezi Rehberi
Mardin; Dicle ve Fırat'ın suladığı topraklarda, Yunanlıların "nehirler arasındaki toprak" mesopotamia, Arap coğrafyacıların "ada" el-cezire dedikleri, ilk çağlardan beri insanlık tarihi için önemli bir yerleşim alanı olmuş bölgede yer alır.
Bir dağın yamacına kurulu şehir, yüzyıllardır süregelen yerleşik kültürünün izlerini, zamana direnen taş mimarisiyle sunar.Medrese, kilise, cami, ev, çeşme, çarşı, sokak herşey sarı taştandır.Hepsi yan yana gelir bir tane olur ve her mevsimde başka renge boyanan sonsuz Mezopotamya'ya doğru bakar.
Şehir, yüksek avlu duvarlarının sınırlarını çizdiği dar sokaklardan, abbaralardan, kapılardan, bir anda karşınıza çıkan çeşmelerden oluşur. Kaybolarak dolaşırsınız, şehir sizi içine alır nerede olduğunuzu anlamak için dışına çıkmanız gerekir.Yüksek duvarların arkasında avlular, eyvanlar, odalar vardır ve avludaki sesler sokak seslerine karışır, Arapça, Türkçe,Kürtçe, Süryanice...
Peki bu kadar güzel ve övülmeye değer bu şehrin gezilecek yerleri nerelerdir. Bunları teker teker incelemeye çalışalım
Artuklulular ve MardinARTUKLULAR BEYLİĞİ VE MARDİN Üç kol halinde Hısnkeyfa (Hasankeyf) ve Amid (Diyarbekir), Mardin ve Meyyafarikin (Silvan) ve Harput’ta hüküm süren bir Türkmen hanedanı. Hanedanın atası ve isim babası olan ve Oğuzların Döğer boyuna mensup bulunan Eksük oğlu Artuk, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kumandanlarındandı. Anadolu’nun fethine katılıp, Yeşilırmak Vadisine kadar ilerledi. Anadolu’nun Türkleşip, İslamlaşmasına hizmet etti.
Sultan Melikşah döneminde, Karmatileri itaat altına almak için, Bahreyn seferine çıktı. Melikşah’ın kardeşi Tutuş, ona gördüğü hizmetler karşılığı olarak Filistin’in idaresini verdi. Bununla beraber, Kudüs’te kısa bir müddet hüküm süren Artuk Bey, 1091 senesinde vefat etti. 1. Hısnkeyfa (Hasankeyf) Artukluları (1102 - 1281) Öne Çıkan Kelimeler :Mardin,artuklu, artuk bey, mardin artukluları, artuklular, mardin artuklu beyliği, artuklu beyliği, artukoğulları, Artuklu Üniversitesi{jcomments on} Tags:
Add a comment
|
Mardin Şahmeran Efsanesi
Şahmeran Efsanesi Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarinda dogmus bir efsane Sahmeran. Yüzyillardan beri anlatila gelmis çesitli cografyalarda. Özellikle yilanlik bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de. Tahmasp isminde uzun boylu, genis omuzlu, esmer tenli, çok yakisikli bir genç yasarmis zamanin durdugu bu sehirde. Binlerce yilanin yasadigi bir magaraya yanlislikla girmis Tahmasp. Magaranin içi o kadar karanlikmis ki hiçbir sey göremiyormus, yalnizca etrafinda dolanan yaratiklarin sesini duyuyormus. Çaresizlik içinde beklerken bir isik huzmesi belirmis. Isik huzmesi kendisine yaklastikça gözleri kamasan Tahmasp, ellerini gözlerine siper ederek etrafinda gezinen yaratiklarin ne olduguna baktiginda uzunu, kisasi, yesili, siyahi ile envai çesitte binlerce yilanin çevresini sarmis oldugunu fark etmis. Yilanlarin hepsi kafalarin kaldirmis, gelen isik huzmesine dogru bakiyorlarmis. Tahmasp'ta onlarin baktigi yöne dogru bakinca birden dona kalmis. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlik magaranin içinde hayatinda gördügü en güzel kadinin yüzünü görmüs birden. Ona dogru daha dikkatli bakinca kadinin belden asagisinin yilan oldugunu fark etmis. Kadin ona dogru ilerliyormus, tam karsisinda durmus, gülümseyerek elini ona dogru uzatmis. Ve demiski Ertesi sabah uyandiginda Sahmerani karsisinda mükellef bir sofranin basinda otururken bulmus. Tahmasp'i kahvaltiya davet etmis Sahmeran. O ise gözlerini Sahmerandan alamiyormus. Sahmeran'da ona bakiyormus kendinden geçmis bir halde. Bak Tahmasp demis. Ben insanligin bütün tarihini biliyorum. Istersen sana anlatayim deyip baslamis anlatmaya. Anlatmis, anlatmis, anlatmis günler boyu. Bu sohbetler sirasinda Tahmasp ve Sahmeran arasinda tarihin en soylu asklarinda birisi baslamis. Gel zaman git zaman Sahmeranin anlatacagi bir sey kalmamis artik. Tahmasp'ta anasini ve yeryüzünü özlemeye baslamis. Bir gün dayanamamis ve düsüncesini Sahmeran'a da açmis. Sevdiginin kendisinden sıkıldığını ve artik gitmek istedigini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmis Sahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittigini görünce dayanamamis ve ona söyle demis: Tahmasp magaradan çiktiktan sonra bir köye yerlesmis ve marangozluk yapmaya baslamis. Arada sirada da gizlice magaraya giderek Sahmerani ziyaret ediyormus. Ancak bu mutlu günler uzun sürmemis. Tahmasp'in yaşadigi ülkenin krali bir gün amansiz bir hastaligin pençesine düsmüs. Ülkenin bütün hekimleri gelmis ama kralin hastaligina çare olamamislar. Kralin kötü kalpli bir veziri varmis. Vezir her seferinde krala hastaliginin tek çaresinin Sahmeranda oldugunu söylüyormus. Onun etinden bir parça yemesinin kralin hastaliginin dermani olacagini kralin kafasina sokmus. Kralda Sahmeranin bir an önce bulunmasini emretmis. Bütün ülkede Sahmeran aranmis. Sonunda bilge bir adam bütün insanlarin gruplar halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasini tavsiye etmis böylece Sahmeranin yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemis. Vezirde ülkedeki herkesi hamamlara sokmaya baslamis. Askerler Tahmasp'in yasadigi köye de gelmisler ve herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüsler. Tahmasp Sahmerana verdigi sözü hatirlayarak önce gitmek istememis. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuslar. Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildigini fark etmis. Kendisine bakinca bütün vücudunun yilanlarinki gibi pullarla kaplandigini fark etmis. Askerler hemen Tahmasp'i yakalayarak vezirin huzuruna getirmisler. Kötü kalpli vezirin amaci krali iyilestirmek falan degilmis. Sahmerani yakalayip dünyanin bütün sirlarina sahip olmak istiyormus. Tahmasp'a günlerce iskence yaptiktan sonra Sahmeranin yerini söyletmis. Askerler hemen gidip Tahmasp'in söyledigi yerde magarayi bulmuslar ve Sahmerani oradan çikarip saraya getirmisler. Sahmeran ve Tahmasp kralin huzurunda karsi karsiya gelmisler. Sahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüs: {jcomments on} Kaynak: http://masalkurdu.blogcu.com Anahtar Kelimeler: Mardin, mardin şahmeran efsanesi, Efsane, Efsaneler Mardin Efsanesi, mardin efsaneleri Tags:
Add a comment
Mardin TanıtımıMARDİN GENEL BİLGİ Mardin’in kuzeybatı kesimini Karacadağ’ın güney uzantıları, doğusunu da Cudi Dağı’nın güney bölümü engebelendirir. İlin orta kesiminde bulunan alanlardaki dağların yüksekliği 1.500 m.yi aşmaz. Bunlardan Mazı Dağları Mardin Ovasını doğudan batıya doğru kat eder. Ayrıca Kızıltepe ile Göllü Köyü arasında Abdülaziz Dağı, Ömerli ilçesi Beşikkaya Köyü’nde Maşion Dağları bulunmaktadır. İlin güneybatısında Hazar Tepe, il merkezinde Ziyaret Tepe (1.160 m.), il merkezinin güneyinde Timurlenk Tepe diğer yükseltilerdir. Kuzeydoğu, doğu ve güneydoğuda Dicle Irmağı, batıda da Büyükdere ilin doğal sınırlarını oluşturur.
Mardin Ekonomisi İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, turizme dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, kırmızı mercimek, arpa, kavun, karpuz, üzüm, domates, patlıcan, nohut, çiğit, pamuktur. Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) Aşağı Fırat havzasındaki sulama tesisleri tamamlandıktan sonra bitkisel üretimde artış olmuştur. Yaz aylarını çevre illerindeki yaylalarda geçiren göçebe aşiretlerin hayvancılığın yaygınlaşmasında büyük payı olmuştur. Sığır, koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi ön planda gelmektedir. Mardin-Midyat Eşiğinde sığır besiciliği yaygındır.
Mardin’de günümüze gelebilen tarihi eserler; Mardin Kalesi, Kız Kalesi ( Kal’at ül al Mara-Lorna-Jurekm), Erdemeşt Kalesi, Anır Kalesi, Dara Kalesi (Daras Anastasiupolis), Rabbat Kalesi, Savur Kalesi (Sauras), Haytam Kalesi (Turabdin-Dimitriyus), El Nıhman Kalesi, Mor İliyo Kilisesi, Mat Behnam (Kırklar) Kilisesi, Kırmızı (Surp Kevork) Kilisesi, Protestan Kilisesi (569), Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhane (1860), Mar Hırmıs Kilisesi (MS.430), Mar Yusuf Kilisesi (1864-1894), Mor Şmuni Kilisesi (793), Mor Yakup (Arur) Manastırı (MS.I. ve II.yüzyıl), Mor İvennis Kilisesi (793), Mor Circis Kilisesi (793), Mor İliye Kilisesi, Mor Yuhannın Kilisesi (370), Mor Babi Kilisesi, Mor Aho Kilisesi, Mor Şemun Kilisesi, Mor Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı (185), Hammara Manastırı (MS.326), Mor Barbara Manastırı (XVII.yüzyıl), Mor Efram Manastırı (1884), Meryem Ana Manastırı, Mor Dimet Manastırı, Mor Cırcıs Manastırı, Deyrulumur Manastırı (MS.397), Deyr’ül Zafaran Manastırı, Seyde (Meryem Ana) Manastırı (MS.326), Mar Yakup Manastırı, Ulu Cami (Cami-i Kebir), Hatuniye Medresesi, Zinciriye Medresesi (1385), Emüniddin ve Necmeddin Külliyesi (XII.yüzyıl), Melik Mahmut Camisi (Babü’s-Sur Camisi) (XIV.yüzyıl), Süleyman Paşa Camisi (Molla Hari Camisi) (XIV.yüzyıl), Şeyh Çabuk Camisi (XV.yüzyıl), Hamid Camisi (XV.yüzyıl), Şeyh Ali Camisi (Şeyh Mahmud Türki Camisi), Pamuk Camisi, Kıseyri Camisi, Reyhaniye Camisi, Azap Camisi (Arap Camisi), Şeyh Muhammed ez-Zerrar Camisi (Zairi Camisi) (XVII.yüzyıl), Halife Camisi (Hacı Ömer Camisi), Kızıltepe Ulu Camisi Marufiye Medresesi, Şehidiye Medresesi, Melik Mansur Medresesi, Altunboğa Medresesi, Kasımıye Medresesi, Şah Sultan Hatun Medresesi, Savurkapı Medresesi, Kervansaray, Kayseriyye Çarşısı, Revaklı Çarşı, Firdevs Köşkü’dür. Ayrıca kendine özgü mimarisi olan Mardin evleri vardır. Mardine Nasıl Gidilir? Kenthaber Kültür Kurulu Fotoğraflar, www.mardin.gov.tr ve www.kulturturizm.gov.tr adreslerinden alınmıştır Tags:
Add a comment
|



